Bandırma’da günümüzde Öğretmenevi olarak kullanılan yapı, kentin eski adı olan Panormos döneminde, 19. yüzyılın sonlarında (muhtemelen 1880’li yıllarda) Bandırma’da yaşayan Rum Ortodoks cemaatinin eğitim ihtiyacını karşılamak amacıyla, varlıklı bir Rum tüccarın katkılarıyla inşa ettirilmiştir. Yapının özgün işlevi, Yunanca kitabelerden de anlaşılacağı üzere bir “parthenagogeion” yani Rum Ortodoks cemaatine ait kız okulu (kızlar için ruhban/ilahiyat ağırlıklı eğitim kurumu) niteliğindedir. Nitekim giriş kapısı üzerindeki “ΠΑΡΘΕΝΑΓΩΓΕΙΟΝ ΕΛΛΗΝΙΚΗΣ ΟΡΘΟΔΟΞΟΥ ΚΟΙΝΟΤΗΤΟΣ ΠΑΝΟΡΜΟΥ” ibaresi, Türkçeye “Panormos (Bandırma) Rum Ortodoks Cemaatine ait Kız Okulu” olarak çevrilmektedir. Bandırma Körfezi’ne hâkim bir tepede konumlanan yapı, kagir (taş) malzeme kullanımı ve sütunlu sundurmalarıyla dönemin sivil mimari anlayışını yansıtmaktadır.

Yunan işgali yıllarında bina işgal kuvvetleri tarafından hastane olarak kullanılmış, bu işlev değişikliği Kurtuluş Savaşı süresince de devam etmiştir. Cumhuriyet’in ilanını takiben, 1922–1924 yılları arasında ilkokul olarak eğitim vermeye başlayan yapı, “1. Mektep” adıyla hizmete girmiş, 1947 yılında ise Bandırma’nın kurtuluş günü anısına “17 Eylül İlkokulu” adını almıştır. Bu süreçte bina yalnızca eğitim kurumu olarak değil, aynı zamanda Bandırma İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne de uzun yıllar ev sahipliği yaparak kamusal işlevini sürdürmüştür.

1990 yılında yapının Öğretmenevi olarak tahsis edilmesiyle birlikte restorasyon süreci başlatılmış; 1994 yılında lokal bölümü, 1995 yılında ise 6 oda ve 14 yatak kapasiteli konaklama (otel) bölümü hizmete açılmış, 1996 yılında 120 kişilik restoranın devreye alınmasıyla tesis bugünkü işlevsel yapısına kavuşmuştur. Günümüzde ise toplam 9 oda ve 18 yatak kapasitesi, restoran, okuma salonu, çok amaçlı salon, lokal ve geniş bahçe alanı ile hizmet vermektedir.

Yapıya ilişkin dikkat çekici unsurlardan biri de, farklı dönemlerde gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları sırasında bodrum katında insan iskeletleri ve kemik kalıntılarının bulunmuş olmasıdır. Bu bulgular üzerinde bilimsel tarihlendirme çalışmaları yapılmamış olmakla birlikte, yapının hastane olarak kullanıldığı işgal döneminde hayatını kaybeden yaralı askerlere ait olabileceği yönünde güçlü bir kanaat oluşmuştur. Bu durum, yapının yalnızca eğitim değil, aynı zamanda savaş dönemine tanıklık eden çok katmanlı bir tarihsel işlev taşıdığını göstermektedir.

✶ Medya