Kuzguncuk ile Beylerbeyi arasında, Nakkaşbaba Karakolu karşısında, Kuzguncuk Gazhanesi Sokağının sol köşesine yakın bir yerde bulunuyormuş. Çeşmenin banisi, kitabesinden de anlaşıldığı üzere, Hacı Ahmed Efendi adında bir hayırsever tarafından 1239 (1823) yılında yaptırılmış.

Çeşme, kare şeklinde olup çeşme kısmı mermer, diğer bölümleri düzgün kesme taştan yapılmış. Çeşmenin haznesi üzeri Namazgâh, içi ise bir oda olarak tasarlanmış. Çeşmenin her iki yanında bulunan sütunlar arasında teknesi, oymalarla zenginleştirilmiş bir ayna taşı ve onun üzerinde çeşmenin kitabesi yer almış. Kitabe taşının üzerine çıkıntılı bir kemer yerleştirilmiş. Kemerin üzerinde iki korniş arasına girintili çıkıntılı motiflerle süslendirilmiş kemerli bir taşı ve orta yerinde (alnında) bir madalyon içinde:

“Ve min el-mai kulle şey’in hayy”

(Her canlı şeyi su’dan yarattık)

ayeti kerimesi yazılıymış. Üst mermer ayna taşın üzerine, düzgün kesme taşlarla yükseltilerek saçak çıkıntısı yapılmış.

Çeşme cephesinin sağ ve sol tarafında birer kemerli kapıları varmış. Sağdaki kapıdan bir taş merdiven ile çeşmenin haznesi üzerindeki namazgâha çıkılıyormuş. Soldaki kapıdan ise, taş bir odaya giriliyormuş. Bu oda, fırtınalı havalarda yolcuların sığınması için yapıldığı rivayet ediliyor.

Ahmed Efendi Çeşmesi’nin kavisli kemerli ayna taşı üzerinde çeşmenin kitabesi yerleştirilmiş. Aynî tarafından yazılmış ve tarih düşürülmüş üç beyit halinde yazılan çeşmenin kitabesi:

Namdâş-ı Fahr-i Âlem zair-i beyt-i haram

Âb-ı rûy-i hacegân hayrat ü cûdın mazharı

Fi-sebîlillah bu dil-cü çeşmeyi bünyad idüb

Sû-besû sirab ü mesrûr itdi teşne dilleri

Ayni’yâ atşane bir bir söyledim tarih-i tam

Al iç icra eyledi Ahmed Efendi Kevser’i

1239 (1823)

Bir hayırsever olan Hacı Ahmed Efendi tarafından 1823 yılında yaptırılan “Ahmed Efendi Çeşmesi ve Namazgâhı” günümüze ulaşamayan kültür eserlerimizin arasında yer alıyor.

Ahmed Efendi Çeşmesi ve Namazgâhı’nın kayboluşu ile ilgili bir kaynakta 1956’da hiç gereği yokken yıktırıldı ve yerinin hala arsa olarak bulunduğunu, diğer bir kaynakta ise, 1960 yılından evvel, sahil yolu genişletilirken çeşmenin başka bir yere taşınması amacıyla sökülerek numaralandığını, ancak yetkililer bu çeşmeyi yeniden inşa edilmediğini, belirtiyor. Diğer bir kaynakta, 1972 yılında Boğaziçi Köprüsü’nün çevre yollarının yapımı sırasında bu çeşmenin ortadan kaldırıldığı belirtiyor ise de, yolun genişletilmesi sırasında yıktırıldığı daha gerçeğe uygun düşüyor.

135 yılı aşkın bir süre hizmet veren Ahmed Efendi Çeşmesi ve Namazgâhı, başlıca kaynak kitaplarda yer almış, ben de çeşmeyi bu kitaplar arasında buldum ve Üsküdar’ın Kaybolmuş Kültür Eserleri dizisine ekleyerek sizlerin bilgisine sundum.

Ruhi Duman

İstanbul, 8 Haziran 2015

Namazgah için Fazıl Ayanoğlu şu ifadeleri kullanmıştır:

“Bu namazgahın ön kısmındaki musluğun iki tarafında hayvan yalağı ve bunların iki tarafında kapı bulunup, sağ kapıdan merdivenle çeşmenin üstündeki namazgûha çıkılmakta, sol kapının iç kısmı küçük bir oda olup, fırtınalı havalarda yolcuların sığınması için yapılmıştır. (Mustafa Özdamar, Namazgahlar)

Not: Çeşme ve namazgahtan eser kalmadığı için yeri tarife göre işaretlenmiştir.