Özbekler Tekkesi, Sultantepe
el-Hac Hoca, Hacı Hoca, Kalenderhane olarak da bilinir.
- Tür
- Tekke
- Kültür
- Osmanlı
- Yüzyıl
- 18. yy
- Durum
- Erişilebilir
Sultantepe’de Münir Ertegün Sokağı’ndaki, moloz taş örgülü, bazı zemin kat duvarları dışında tamamen ahşap olan Özbekler Tekkesi, 1752-53 yıllarında Darbhâne Emîni ve Maraş Valisi Abdullah Paşa tarafından inşa ettirilmiş ve Nakşibendî tarikatına mensup Hacı Hâce lakabıyla tanınan Şeyh Seyyid Abdullah Ekber Efendi’ye tahsis edilmiştir. Başlangıçta vakıf kaydı olmaksızın faaliyet gösteren tekke, 1788 yılında tüccar Hacı Halil Ağa tarafından kurulan bir vakıf sayesinde hukuki kimlik kazanmıştır. Vakfiyeye göre bu zaviye, özellikle Semerkandlı Özbek dervişlerin ikametine tahsis edilmiş olup zamanla diğer Nakşibendî dervişler için de misafirhane işlevi görmüştür. Tekkede 1893’te II. Abdülhamid tarafından bir onarım daha gerçekleştirilmiştir.
Özbekler Tekkesi, 19. ve 20. yüzyıllarda Orta Asya’dan İstanbul’a gelen hacıların ve dervişlerin uğrak noktası olarak önemli bir rol üstlenmiştir. Misafir defterleri incelendiğinde, özellikle Buhara, Semerkand, Kaşgar, Andican gibi şehirlerden gelen derviş ve hacıların burada konakladığı, bu kişilerin çoğunun Nakşibendî silsilesine mensup olduğu anlaşılmaktadır.
1925’te faaliyetlerine resmen son verilen tekke, bu tarihten sonra da şeyh ailesinin yapıda sürekli ikamet etmesi aracılığıyla varlığını sürdürmüştür. Üsküdar’ın önemli kültür merkezlerinden biri hâline gelen tekke, Edebiyatçılar, musikişinaslar ve mutasavvvıfların buluşma noktası olmuştur. Dede Süleyman Erguner, Alaeddin Yavaşca, Kâni Karaca, Nezih Uzel, Niyazi Sayın gibi isimler bu mahfillerde yer almıştır. 1983’te Ahmet Ertegün’ün desteğiyle başlayan restorasyonlar 1993 ve 2011 yıllarında devam etmiş, tekke 1996’da Münir Ertegün Vakfına 10 yıl süre ile tahsis edilmiştir. Günümüzde ise yapı, İSAR Araştırma Merkezi olarak akademik çalışmalara ev sahipliği yapmaktadır.1
Şeyh Atâ Efendi’nin İstanbul’da işgal kuvvetlerine karşı oluşturulan Karakol Cemiyeti’nin üyelerinden olması sebebiyle tekke bir müddet Kuvâ-yi Milliye mensuplarından yaralananlar için hastahane olarak kullanılmış, ayrıca İstanbul’dan kaçırılan silâh ve cephanelerle Anadolu’ya gizlice geçmek isteyen, içlerinde İsmet İnönü, Adnan Adıvar, Halide Edip Adıvar, Ali Fuat Cebesoy’un babası İsmâil Fâzıl Paşa, Mehmed Âkif Ersoy ve Celâleddin Ârif Bey gibi önemli isimlerin bulunduğu kişilerin ilk durağı haline gelmiştir.2
Külliye görünümünde olan Sultantepe Özbekler Tekkesi’nin, müştemilat içinde ve geniş bir avlu etrafında olan tevhidhane, selamlık, harem, derviş odaları, çeşme, mutfak yapıları ile bitişinde, hazire ve türbe bulunmaktadır.
—–


